2019 Cumhur-Başkan’lığı Seçimlerine Doğru Abdullah Gül’ün Adaylığı

Abdullah Gül ün adaylığı bugün için olanaksız, kendisi ister ama CHP onu desteklemez, çünkü CHP ve HDP desteklerse kazanma ihtimali olabilir oysa bu CHP’de kimsenin istediği bir durum değil (partiyi yönetenler için söylüyorum, oy verenler için durum farklı olabilir, ama önemi yok)
CHP neden desteklemez derseniz 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerine bakın derim, o seçimlerde çıkardığı aday ile Erdoğanın birinci tur da kazanmasını kolaylaştıran CHP (kadroları) yine aynı düşüncede, bu sefer tek fark Erdoğan’ın birinci değil de, üçüncü turda seçilmesini istiyorlar, bundan dolayı benim tahminim Akşener’i (gizlice) destekleyip seçimlerin üç tur sürmesini sağlayacaklar.
CHP hakkında yazdıklarıma inanmadı iseniz Kılıçdaroğlunun yaptıklarına bakın derim;
Örneğin, 7 haziran seçimlerinden sonra geçen 45 günlük süreyi hatırlarsınız Erdoğan hükümeti kurma görevini CHP ye vermeyince ne yaptılar, milyonları sokağa döküpte bu görevi aldılar mı? (‘Demokrasi’ mitinglerinde milyonlar sokaklardaydı ya…) yoksa Erdoğana ‘küfür’ edip (muhalefet ettiklerini söyleyip) konuyu kapattılar mı?
Örneğin adalet yürüyüşünde hangi yöne yürüdüler dikkat ettiniz mi?, Adalet ve iktidar Ankara da (çünkü Meclis ve Hükümet Ankara da), bu ikisini isteyen bir genel başkanın İstanbuldan yola çıkarak Ankaraya yürümesi gerekirdi, ama ne oldu, tam ters istikamete yürüdü. yani CHP’nin hükümet olmak veya başka bir görev almak gibi bir düşüncesi yok hatta yanlışlıkla hükümet kurarız diye ödleri kopuyor (biraz da hakları var, darbeden sonra işten atılan yaklaşık olarak yüzyirmibin insan (müslüman) var, bunları CHP’nin sokağa attığını bir düşünsenize, ortalık yıkılırdı, ama şimdi çıt yok).
Yani bugünkü şartlarda Erdoğan üçüncü turda seçilir. Ayrıca belirtmeliyim ki Erdoğanın üçüncü turda seçilmesi garanti olduğu halde birinci turda kazanmak yani yüzde ellibir oy almak için uğraşırken CHP’nin seçimi kazanmak bir yana birinci turu kazanmak için hiçbir çabasının olmamasını da not etmek gerekli.
Tekrar hatırlatayım seçimlere uzun bir süre var, konjonktür ne olur belli olmaz, fakat bugünkü şartlarda benim anladığım durum bu…

‘Vatan Hain’leri Sayısındaki Ani Düşüş Vatandaşları Şaşkına Çevirdi.

saray,israf,cumhurbaşkanlığı,ankara,

Şaibeli referandumdan önce “Hayır oyu verenler vatan hainidir” diye açıklama yapan %50’nin başı, son günlerde ‘komünistler, solcular vatan hainidir’ diyerek vatan hain’i sayısında önemli bir düşüşe yol açtı.
Halkta şaşkınlık uyandıran bu beyanat sonrası vatandaş kendi kendine soruyor ne oldu da bu oldu? halkın %49,5’u vatan haini iken neden birden bire bu sayı %2 lere üç’lere düştü.

Bu sayı toplumun farklı kesimlerinde şaşkınlık, endişe ve kaygı ile karşılandı, işi ‘racon kesmek’ olan bazı gazeteciler israf saraydan gelen fırça yüzünden ‘şimdilik’ racon kesemezlerken, bazıları ise bu sayının içerisine başörtülü sigara içen kadınların eklenip eklenemiyeceği sorusunu dile getirdi, ancak vatan hainleri topluluğu arasında ‘başörtülü, sigara için, solcu, kadın’ olma olasılığı ‘Kabataş’taki deri çeketliler’ kadar fantastiğe yakın olduğu için bu yorum terkedildi.

Görüşlerine başvurduğumuz diğer bazı gazeteciler bu düşüş konusunun ‘zamanlamasını manidar’ bulduklarını söylemekle birlikte ‘düşüşü yapan %50’nin başı dediğimizde’ ise ‘bu düşüşün konjektürel bir oluşum olduğunu, aslında paradigma olarak algısal gerçeklikteki sayının nesnel karşılığının subjektif yüksekliğinden‘ bahsettiler, bu açıklamanın ne anlama geldiği tam olarak anlaşılmasa da, ‘Yarın öbür gün Fetö’cü ilan edilirim neme lazım’ düşüncesi ile yapıldığını tahmin ettik.

Adını açıklamak istemeyen başkaca uzmanlar tarafından bu durumun yeni bir seçim dönemine gireceğimiz 2019 yılında değişeceği, vatan hain’i sayısının tekrar yükselebileceği ve telaşa mahal verilmemesi gerektiği ifade edildi.

Vatandaşlar arasında, bu durumun geçici olduğu, %50’nin başının ‘Cumhur‘un başı olmak gibi bir amacı olmadığı ve vatan haini sayısında tekrar eski günlere dönüleceği açıklamaları kısmi bir ferahlık yaratsa da, bazı yayın organları tarafından ortaya atılan ‘AB,ABD,İsrail’in Yeni Bir Oyunu’, manşetleri kafaları karıştırdı, her ne kadar bu manşetler ‘Biz kendi sahamızda oyun kuramayacak kadar beceriksiz yöneticileriz, elin herifi onbin kilometreden bizim sahamızda bize oyun kuruyor (zaten aklı da bizden üst ‘akıl)’ manasına gelse de vatandaş işbaşında olan ‘son’ hükümetten ülkede ki Vatan Haini sayısı hakkında net bir açıklama beklemeye başladı.

Konu hakkında muhatablarından bilgi almak için israf saraya başvuran muhabirimiz ise; “ananı da al git” artistlik yapma lan” yanıtını aldı. Bu yanıtın ‘racon kesmek mi?’ yoksa ‘hakaret mi?’ olduğu konusundaki yorumu ise okuyucularımıza bırakıyoruz.

15 Temmuz Darbe Girişiminde Mobil Telefon Şirketinin / Şirketlerinin Parmağı var mı?

Siyasi ayak aranırken darbe girişiminin başka ayaklarını ihmal etmemek gerekir, ya da soruyu şöyle soralım: “Turkcell in logosundaki iki kulak aslında tele kulak olabilir mi?”

15 Temmuz darbe girişiminin komuta merkezi olan Akıncı Üssü’ndeki eylemlere ilişkin 486 sanık hakkında açılan davada tutuklu olanlar ilginç şeyler anlatıyorlar, bu kişilerden eski Kara Kuvvetleri Harekat Başkanlığı Teşkilat Şube Müdürü Kurmay Albay Bilal Akyüz konuşmasının bir yerinde; Okumaya devam et “15 Temmuz Darbe Girişiminde Mobil Telefon Şirketinin / Şirketlerinin Parmağı var mı?”

‘Tedavülden kalkan TL ile Hindistan’da dolandırıcılık’ Haberi Üzerine Bir Yazı

Haberin tamamınına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz, haberin içeriğinde şöyle bir cümle geçiyor;
“1 Ocak 2005’te Türkiye’de TL’den 6 sıfır atılmış, ardından da tedavüldeki paralar bir yılda Merkez Bankası tarafından toplanmıştı. Bu paraların imha edilmek yerine, “BİR ŞEKİLDE”(abç) Hintli suç şebekelerinin eline geçtiği ve dolandırıcılık amacıyla kullanıldığı ortaya çıktı.”
Şimdi ‘BİR ŞEKİLDE’ sözünü tırnak içine ben aldım, insan merak ediyor, bahsi geçen yer Merkez Bankası, bu banka imha edilmek üzere piyasadan para topluyor ve bunlar Hindistan da ortaya çıkıyor. Bu durumda bu BİR ŞEKİLDE’yi merak eden sadece ben miyim acaba.
Devletin yetkili kurumları bu ŞEKİL’i merak ediyorlarmı? öyle ya söz konusu olan Merkez Bankası yani devletin kasası,sözü edilen para da senin benim vergilerimden toplanan para, yoksa bizim Hasan amcanın bakkal dükkanı değil -ki o bile girene çıkana dikkat eder-
İmha edilmesi gereken paralar nasıl oluyor da Hindistan da ortaya çıkıyor diye dönemin Maliye Bakanına sormak gerekir ama 2002-2009 arası TC Maliye Bakanı olan Unakıtan vefat etmiş Allah günahlarını affetsin, peki ya merkez bankası başkanı 2001-2006 arası Süreyya Serdengeçti, 2006-2011 arası da Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası başkanı olmuşlar.
Şimdi devlet dediğin, kasanın başına oturan adamları çağırır sorar; nedir bunlar kardeşim diye ama tabi bunun için önce soruşturma açılması gerekir.
O dönemde orada görevli olanları sırayla sorguya çekersin, ince eleyip sık dokursun istersen bu hırsızları bulursun.
Sonrası derseniz, bugüne kadar ki uygulamalardan edindiğim izlenim göre sıralama şöyle olabilir;
Önce üstünü kapatırsınız, hatta belki hırsızlara üste para bile verebilirsiniz (bkn. ayakkabı kutusundaki paraların faizi ile iadesi), Ne Oluyor? diye soranlara da; millet bize ‘ÇALIYORLAR ama çalışıyorlar’ diye oy verdi ÇALAN insana yani hırsıza zulüm yapamayız dersiniz, yetim hakkı, kul hakkı diyene de üst akıl dersiniz, Hz.Ömer’ diyenlerede O da neymiş, siz yanlış biliyorsunuz o aslında Turist Ömer dersiniz, olur biter..
Hırsızlardan hesap sormak mı? Hadi canım sende hangi devirde yaşıyoruz…

Haberi okumak için tıklayınız

dolandırıcılık,tedavül,tl,tc,hindistan,merkez bankası