Magnesia Antik Kenti

magnesia,ortaklar,menderes magnesia,orhan bingöl,antik kent,belgesel,efsane,menderes nehri,tekin köyü,magnetler,thessalia,diodor,gümüş dağı,atinalı thibron,mendere,m.ö.400,ışık bingöl,vitruvius,latrina,stadion,çerkez musa camii,hamam,odeon,roma tapınağı,agora,artemis,homeros,propylon,skylla,çarşı bazilika,leukophryne tapınağı,ionlar,ion tapınağı,artemis kutsal alanı,1995
Magnesia antik kenti, Aydın İli, Germencik İlçesi, Ortaklar Bucağı’na
bağlı Tekin Köyü sınırları içinde, Ortaklar-Söke karayolu üzerindedir.
Kent efsaneye göre Thessalia’dan gelen Magnetler tarafından
kurulmuştur. Apollon’un kehaneti ve yol göstermesi üzerine Anadolu’ya
gelen Magnetlerin kurdukları ilk Magnesia’nın yeri bilinmemektedir.
Diodor, Menderes Nehrinin sürekli yatak değiştirip taşması sonucu
meydana gelen salgın hastalıklar ve Pers tehlikesine karşı Atinalı
Thibron’un kenti M.Ö. 400-399 taşıdığını yazmaktadır. Büyük bir
olasılıkla Thibron yeni bir kent olmaktan çok, Magnesia kenti
sakinlerini bugünkü Magnesia’nın eteklerinde Thorax (Gümüş) Dağı’nın
eteklerinde Leukophyr’e getirmiş ve orada korumuş olmalıdır. Bu nedenle
bugünkü Magnesia’ yı da daha sonraki bir dönemde kurulmuş saymak doğru
olacaktır.

Kazı Başkanlığını yürüten Prof.Dr.Orhan Bingöl, 05. 01. 2013 tarihinde
yaş haddinden emekli oluncaya kadar Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih –
Coğrafya Fakültesi’nde Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı ve Arkeoloji
Bölümü başkanlığını üstlenmiştir. 2014 yılından bu yana Karabük
Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü Başkanlığını
yürütmektedir. Ayrıca 1984’den beri Aydın ili,Germencik ilçesi,Tekin
Mahallesi sınırları içerisinde kalan Magnesia antik kentindeki kazıları
yürütmektedir.
Burada yer alan fotoğraflar 1995 yılında çekilmiştir.

Daha fazla bilgi için bakınız:
Magnesia antik kenti resmi sayfası  www.magnesia.org
Aydın İl Kültür Müdürlüğü Sayfası
Okumaya devam et “Magnesia Antik Kenti”

Körfez Depremi – 2

“20.yüzyılın en büyük felaketlerinden birisi olarak tarihe geçti, ölenlerin ve kayıpların sayısı hâlâ tam olarak bilinmediği gibi, onlar için “resmi” olarak bir gün bile “yas” ilan edilmedi.
Belgesel fotoğrafçılar “görsel tarih yazarıdır” demişti bir usta, buna eklemek istediğim ise yaşadıkları sürece görsel hafıza da oluyorlar; baktığınız her kare, sizi, onu çektiğiniz güne geri götürüyor.
Eğer eğlenceli bir fotoğrafa bakıyorsanız “eğleniyorsunuz” ama acı bir fotoğrafa bakıyorsanız o günkü acıyı “yaşıyorsunuz”; yapamadığınız tek şey, unutamıyorsunuz…
Pek çok insan, acılarını “unutarak” yaşama devam etmek ister, belgesel fotoğrafçı olarak 20.yüzyılın en büyük felaketlerinden birine tanıklık etmişseniz, unutamazsınız.
Acılar paylaşıldıkça azalır, eğer onlarla yüzleşirseniz “unutma” şansınız olabilir.
Körfez depreminin onuncu yılında, onunla aynı adı taşıyan bu albüm, boyutları ile orantılı olarak “paylaşmak” ve “yüzleşmek” amacıyla yayınlanmıştır.”

Tufan Dinarlı “Körfez Depremi” isimli 2009 yılında yayınlanan fotoğraf albümü arka kapağından alıntı

“Yitirdiklerimizin Anısına…”

Körfez Depremi üzerine kısa bir video

20.yüzyılın en büyük felaketlerinden birisi olarak tarihe geçti, ölenlerin ve kayıpların sayısı hâlâ tam olarak bilinmediği gibi, onlar için “resmi” olarak bir gün bile “yas” ilan edilmedi.
Belgesel fotoğrafçılar “görsel tarih yazarıdır” demişti bir usta, buna eklemek istediğim ise yaşadıkları sürece görsel hafıza da oluyorlar; baktığınız her kare, sizi, onu çektiğiniz güne geri götürüyor.
Eğer eğlenceli bir fotoğrafa bakıyorsanız “eğleniyorsunuz” ama acı bir fotoğrafa bakıyorsanız o günkü acıyı “yaşıyorsunuz”; yapamadığınız tek şey, unutamıyorsunuz…
Pek çok insan, acılarını “unutarak” yaşama devam etmek ister, belgesel fotoğrafçı olarak 20.yüzyılın en büyük felaketlerinden birine tanıklık etmişseniz, unutamazsınız.
Acılar paylaşıldıkça azalır, eğer onlarla yüzleşirseniz “unutma” şansınız olabilir.
Körfez depreminin onuncu yılında, onunla aynı adı taşıyan bu albüm, boyutları ile orantılı olarak “paylaşmak” ve “yüzleşmek” amacıyla yayınlanmıştır.
Tufan Dinarlı’nın yayınladığı “Körfez Depremi” Fotoğraf Albümünden alıntı

körfez depremi paylaşan: fotobelgesel

Suriye, İsyandan Önce…

2010 ve 2011 yıllarında iki ayrı grupla gittiğim Suriye de, henüz isyan başlamamıştı.
İlk gezi grubumla Suriye kentlerini ve orada yaşamak zorunda kalan Filistinlerin oluşturduğu mülteci kamplarını gezdim, ikinci grup ile Suriye deki Osmanlı yapılarını ve dini eserlerini gezdim her ikisi de bilgilendirici olan bu gezilerde Suriye konusunda farklı bakış açılarını görme şansını yakaladım.
Grubumuzu gezdiren Baas Partisi üyesi rehberimiz her şeyin ne kadar güzel ve güllük gülistanlık olduğunu anlatıyordu. Geziler bitti döndük bir kaç ay sonra isyan ve katliamlar başladı. -ne yazık ki hâlâ devam ediyor- Suriye de gezerken insanların içtenliği, misafirperverliği en çok karşılaştığımız güzelliklerden oldu, Türkçe bilenlerle yaptığımız konuşmalarda Türkiye’yi ne kadar çok sevdiklerinden bahsederken çektiğimiz fotoğraflar konusunda ‘fotoğraflarımızı internette yayınlamayın…’ diye bizden istekte bulundular, Neden sorusunu yönelttiğimizde ise, -Sureti yayınlamanın yasak olduğu ve herhangi bir Suriyelinin fotoğrafı internette yayınlanırsa Suriye de devletin o kişiyi cezalandırdığını söylediler.
Bir belgesel fotoğrafçı için insansız fotoğraflar yayınlamak zor bir iştir, fakat bu şartlar altında zorunlu bir tercih oluyor. Sergi, içinde insanların fotoğraflarının olmadığı bu haliyle, Batı dünyasının çektiği Afrika belgesellerine benzedi –sadece hayvanların yaşadığı hiç insanın olmadığı belgeseller gibi- farkındayım.
Ama benim çektiğim ve yayınlayacağım fotoğraf yüzünden bir kişiye bile zarar gelmesini istemem. Bu nedenlerden fotoğraflar insansız, içinde insan olanlar ise kimlikleri belirgin olmayacak bir şekilde görüntülendi.
Suriye bir gün özgürleşir ise insanlı fotoğrafları o zaman yayınlamak üzere arşive kaldırdım.

Tufan Dinarlı

Suriye  Halep Kalesi Fotoğraflarını İzlemek İçin Tıklayınız

Geceleyin Halep-Suriye İsyandan Önce… Fotoğrafları için Tıklayınız

Suriye, Halep Kapalı Çarşı-İsyandan Önce… Tıklayınız