Kanun Varken Ahlâka Gerek Var mı? Ya da…


Hırsızlar Belediye Başkanı Olabilir mi?

Devletin iki bakanı tarafından hırsızlara plaket verilmiş bir ülke de bu nasıl bir soru? diyebilirsiniz ama bence tam da irdelenmesi gereken bir soru.(1)
Hırsızlar belediye başkanı olur mu? sorusu aslında bir metafor değil tam aksine şu anda var olan bir gerçeklikten bahsediyoruz, Yerel Seçimler yaklaşırken, Siyasi Partiler adayları açıklamaya başladı bu durum da şahıslar (2) değil ama bazı kavramlar üzerinden siyasi partileri ve onların adaylarının seçimini tekrar düşünmek gerekiyor.
Daha önce çeşitli vesilelerle yazdım ama okuyamayanlar için tekrar edeyim;
Aydın BŞB Başkanı ‘Topuklu Efe’ lakaplı şahıs ‘Hırsız’lıktan sabıkalı,HAGB dan dolayı (3) hapiste değil ve görevini sürdürüyor, hapiste olmaması mahkemenin verdiği bir karar ama hırsızlık suçu sabit olduğu için görevden alınmalı ve Halk yeni bir Belediye Başkanı seçmeli idi (yani seçimler yenilenmeli  ve halk yenisini seçmeli, Belediye Meclisi belediye Başkanını seçmemeli.) Ancak durum böyle olmadığı gibi bu şahıs, 31 Mart seçimleri için tekrar, CHP den Aydın BŞB Başkanlığına aday gösterildi.
(Aydın BŞB Başkanı ile ilgili daha önce yazmış olduğum ‘Kanun ve ahlak’ ile ilgili yazıya şuradan ulaşabilirsiniz ve ayrıca bütün bunlardan rahatsız olmadan HIRSIZLARLA birlikte parklar açan ‘çağdaş’ sivil toplum örgütlerine de bir selam gönderelim.)
Konumuza devam edelim;
Bu durumda şöyle bir varsayım yanlış olmaz:
‘Hırsız’lıktan sabıkalı bir kişi olmak, CHP için Belediye Başkanı adayı olmaya engel değil.

‘Çalıyorlar ama Çalışıyorlar’ lakaplı Partiye Bakarsak…

Diğer yandan AKP ye bakıyorsunuz, ‘Hırsızlara / Rüşvetçi’lere plaket veriyorlar, yani ‘Hırsız’ olmak onlar için de ahlaki bir sorun veya olumsuz bir kriter olmadığı gibi ‘plaket’ verilerek (hem de iki bakan tarafından) yüceltilmesi gereken bir davranış biçimi. (zaten biliyorsunuz, halk tarafından çalıyorlar ama çalışıyorlar partisi olarak oy aldılar.)
Varsayıma şu şekilde devam edebiliriz;
‘Dürüst’ olabilirsiniz ama ‘Hırsız’ da olabilirsiniz bu konular AKP ve CHP den Belediye Başkanı adayı olmanız için bir sorun oluşturmuyor.
MHP’ye gelirsek, seçimler de AKP ile ittifak yaptılar, ittifak ismi de çok anlamlı ya neyse,(4) bu ittifakın diğer şehirlerdeki adayları konusunda bir bilgim yok ama İttifak olarak Söke Belediye Başkanlığına MHP’den aday gösterdikleri şahıs daha önce burada Belediye Başkanlığı yapmış olan bir kişi, icraatları bilinen birisi.
İcraatları ne miydi ? anlatayım, bu şahıs Belediye Başkanı olduğu dönemde yeni bir Belediye Hizmet Binası yaptırmıştı, Bu arada yerel seçimler yapıldı başka partiden bir şahıs belediye başkanı oldu ve ilginç olaylar bundan sonra başladı;

Yeni yapılan bu belediye hizmet binası için oturulamaz/çürük raporu verildi ve bina hiç kullanılmadan yıkıldı,vatandaşın vergileri çarçur oldu. Yeni seçilen belediye başkanı bu konuyu mahkemeye taşıdı fakat bir takım nedenlerden (şahsı mahkemeye veren belediye başkanının da katkılarından) dolayı eski belediye başkanı mahkemeden AK’landı.
Yani milletin parasını yandaşlarına peşkeş çekenlerin yaptığı, yanına kâr kaldı. Şimdi guguk’un egemen olduğu bir ülkede kanunların akladığı bu şahıs kamu vicdanında aklandı mı? başkasını bilmem ama benim vicdanımda hâlâ suçlu, O’nu, ‘AK’layanlar ile birlikte yargılanacağı günün geleceğini umut ediyorum.

Ya diğer partiler?

Yerinde bir soru, ama hatırlatayım Belediye Başkanı olan kişi, bütün kararlarını Belediye Meclisinden onaylatmak zorunda, kısaca bir Belediye Başkanı eğer ‘Hırsız’ olmak isterse tek başına olamaz, hangi partiden olursa olsun Belediye Meclisine seçilmiş kişilerin de yaptığı işleri onaylaması gerekiyor (fakat belirteyim onaylamayabilirler de,) bu arada hükümet tarafından görevden alınan 5 -yazı ile beş BŞB Başkanını hatırlatayım (5), Belediye Meclisleri hangi kararları ret etmişti acaba yoksa hepsi onaylanmış mıydı.
Bu durum yine de bizim ulaştığımız sonucu değiştirmez.

Sonuç şu;

Hangi partiye oy verirseniz verin ‘Hırsız’lığı ahlaki olarak sorun etmeyen bir partinin adayını Belediye Başkanı olarak seçeceksiniz.
Tekrar edeyim bu kişi/ler ‘Dürüst’ de olabilirler ama ‘Dürüst’ kalmayabilirler de
(burada uzunca bir parantez açarak yaşadığım şehirden bir örnek vereyim seçilmeden önce çalışanlarının maaşlarını ödeyemeyecek durumda olan şahıs Belediye Başkanı olduktan sonra iş yerini kapattığı halde, Hanlar, Hamamlar sahibi oldu (kimsenin malında gözümüz yok ama bu kadar mal’a, mülke Belediye Başkanı maaşı ile sahip olunamayacağını bilecek kadar da bu ülke de yaşıyoruz, (Aday olurken ‘Seçilirsem Mal Beyanımı Açıklayacağım’ dedi, on yıl görev yaptı, gideli de beş yıl oldu hâlâ açıklamadı.) ve ayrıca bir not daha, bu CHP’li Belediye Başkanının aldığı meclis kararlarının devletin bütün denetimlerden de ‘Ak’lanarak çıkmış olduğunu da belirteyim yani yapılan bütün işler -ahlâka uygun değil ama- kanunlara yani guguk’a uygun diyerek parantezi kapatayım.)
Devam edeyim, Belediye Başkanı seçilen bu kişi/ler ‘KESİN’ olarak ‘Dürüst’ olacaklar diye bir kural yok dediğim gibi, bunları aday gösteren partiler ‘Hırsız’ olmaları halinde bunu sorun etmediklerini yani Kanunlar çerçevesinde istediklerini yapabileceklerini  (bakınız Peşkeş AŞ. yazım) mesajını gayet açık ve net bir şekilde veriyorlar.
Yani şehri nasıl yönetecekleri vatandaş için neler yapacakları Kanunlar’a bağlı (doğrusu da bu, fakat sadece bunun olması, yetersiz ), ama ahlaki olarak nasıl olacakları vicdanlarına kalmış, dürüst olarak kalabilirler veya kalmaya da bilirler. (yanlış olan yer de tam burası dürüstlük tercihe bağlı bir seçenek olarak kalmamalı dürüst olmayan ya da hırsız olan plaket değil ceza almalı.)

Şimdi vatandaş olarak mesajı aldık, bu durumda ne yapmalı?

Benim için cevap gayet açık ve net:
hırsızlığa yolsuzluğa yol açan kanunları yapanları ve ayrıca bu kanunları toptan değiştirmek (yargılayıp, çaldıklarına el koyup yaptıklarının da bedelini ödetmek) ama bu bir günde yapılacak bir iş değil (ileri de devleti hırsızlardan kurtarıp Devr-i Sâbık yaparız.)
Şimdilik yapılacak olan hırsızları/hırsızlığı teşvik edenlere, karşı net bir duruş sergilemek, yani hergün beddua etmek ve  seçimler de hiç bir partiye oy vermemek (BOYKOT), böylece bu kişiler dürüst kalır mı? kalmaz mı? sorusunu vicdanen taşımak zorunda değilim.
Oy vermeyeceğim ama bu, meydanı ‘Hırsız’lara onları aday yapanlara bırakacağım anlamına gelmez oy kullanma/kullanmama hakkı gibi (şiddet içermediği sürece -sivil itaatsizlik vs.- ) demokrasi içerisinde çareler tükenmez ve Dadaloğlu’nun (6)söylediğini günümüze uyarlarsak ‘ferman padişahınsa sokaklar bizim’ hava Kar kış kıyamette olsa her zaman için Caddeler de Sokaklar da Sarı Sarı, Kırmızı Kırmızı çiçekler açabilir.

Sonuna geldik ama…

Aslında yazı burada bitmişti, blog da yayınlamak üzere son kontrollerini yapıyordum ki Hırsızlara plaket veren partinin BB Başkanı adayı tam da yazdığım konuya uygun bir söz söyledi, Gazetecinin Meclis Başkanlığından istifa edecek misiniz sorusuna BB Başkanı adayı şu yanıtı veriyor: “Hukukun olduğu yerde etik konuşulmaz. TBMM başkanlığından istifa etmem konusundaki kararımda değişiklik yok” – yapılan iş kanunlara uygun diyor- (7)
Etik’in anlamı da şu oluyor; ‘Ar’, ‘Namus’, ‘Ahlak’, ‘Şeref’, ‘Haysiyet’ ve ‘Dürüstlük’
Yani bu gibi kavramların siyasetle bir ilgisi yok yaptığınız iş mutlaka KANUNLARA uygun olsun yeter diyor (Ormanda da ‘kanun’ var ama bizi diğer canlılardan ayıran şey’in sadece kanun olduğunu söylemek ne kadar doğru?).
Gördüğünüz gibi yazımda yer alan ‘Günümüz de Belediye Başkanı olabilme kriterlerini’ ülkemiz de en yetkili ağızlardan biri olan Meclis Başkanı tarafından doğrulanmış oluyor.
Özet olarak, seçilmiş veya atanmış bir kamu görevlisi olarak kanunlara uyun (ki bunlar orman kanunları olabilir) Ahlâk mahlâk hikaye onları boş verin…
Bu durumda 31 Mart’ta siz de bu kavramları (Ar,Namus,Şeref,Haysiyet,Onur vs.) önemsemeyen partilerin adaylarını seçmek için oy kullanabilirsiniz, ya da kullanmazsınız.

Notlar:
  1. 21 Haziran 2015 tarihinde dönemin başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş ile Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Sarraf’a plaket vermişti. Türkiye de yargılandığı mahkeme de suçsuz bulunan ve el konulan paraları faizi ile iade edilen Zarrab, ABD de yargılandığı mahkeme de ‘Türkiye de 50 Milyon Euro (+daha kimbilir kaç euro…) rüşvet verdim’ diyerek suçunu itiraf etti. Bugün itibari ile halen ABD de hapiste olan Zarrab’ın ifadesini almak için devlet tarafından kimse görevlendirilmedi. Oysa iki Savcı gönderip ‘Anlat Bakalım’ deseler kim bilir neler anlatacak yani mesele sadece hırsızlara plaket veren Bakan’lar meselesi değil, bizzatihi devletin hırsızlar tarafından ele geçirilmiş olması.

Zarrab’ın Rüşvet İfadeleri için aşağıdaki linkler Tıklayınız;

  1. Şahıslar değil, çünkü Hukuk’ta Masumiyet Karinesine inanırım, bu anlamda hiç kimseyi herhangi bir şekilde suçlamak istemem, ama Belediye Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi adayların seçimi sırasında dikkat edilmesi gereken kavramlar üzerinden konuyu tartışılabilir.
  2. HAGB (hükmün açıklamasının geriye bırakılması) Nedir? Tıklayınız
  3. Milletin vergileri ile yapılan yeni havalimanı açılışında, ‘Milletin a.koyacağız‘ diyenlere konuşma yaptıranların ‘Cumhur İttifakı’ adı altında birlik olması bile bence ittifakın amacını gayet güzel özetliyor.
  4. ‘Metal Yorgunluğu’ gerekçesi ile görevden alınan Belediye Başkanları;
    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş,
    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek,
    Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur,
    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe,
    Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan,
    Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş,    Belediye başkanının metal yorgunluğu ne demektir? İskele babası mı bu, dalgalar vurdu yıprandı değiştirelim diye bir şey olsun, yorulan kişiyi bir hafta tatile gönderirsin dönünce görevine başlar. Yaptıklarından hoşnut değilsen bunları tekrar aday göstermesin, eğer bu şahısları suçlu oldukları için görevden aldı iseniz neden savcılığa sevk etmediniz gibi soruları duymazdan geldiklerini de unutmayalım. (ve tekrar hatırlatayım Hırsıza göz yuman da HIRSIZDIR.)
  5. On sekizinci yüzyıl da yaşayan Dadaloğlu, Türkmen’lerin Avşar boyundandır. Osmanlının Türklere zulmüne isyan etmiş yaşadığı yüzyılda yapılan (ve bugün devleti ele geçirmiş Osmanlı devşirmelerinin torunları ile hâlâ devam eden) zulmü, duru bir Türkçe ile anlaşılır bir şekilde dile getirmiştir.Muharrem Ertaş – Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri ni dinlemek için tıklayınız.
  6. ‘Hukukun olduğu yerde etik konuşulmaz’ haberin linki için tıklayınız binali-yildirim-hukukun-oldugu-yerde-etik-konusulmaz
  7. İyi insanlara da bir notumuz var…
Dip Not;

Yazımı/yazılarımı kaynak göstererek ve link vererek yayınlayabilirsiniz.

Meraklısı için yazı da bahsi geçen diğer yazılarımın linkleri

Yukarı

sandık,chp,demokrasi,seçimler,milletvekili seçimleri,cumhurbaşkanlığı seçimleri,demokrasi eksik,chp de eksik olan,

CHP’ye Daha Fazla Demokrasi Lâzım

Neden mi?
CHP de daha fazla demokrasi olsa örneğin;
partinin başına geldiği 2010 yılından beri 2 halk oylaması, 4 genel seçim, 2 yerel seçim ve iki cumhurbaşkanlığı seçimi kaybeden CHP Genel Başkanını parti üyeleri bu
kadar beklemeden ilk kaybettiği seçimde değiştirebilirdi.

CHP de daha fazla demokrasi olsa örneğin;
2014 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Kılıçdaroğlunun kulağına fısıldanan Ekmelettin, Cumhurbaşkanı adayı olmak yerine partililerin seçtiği bir isim
cumhurbaşkanı adayı olabilirdi.

CHP de daha fazla demokrasi olsa örneğin;
adalet isteyen parti üyeleri, biz ana muhalefet partisiyiz, biz adalet istemek için neden yürüyoruz, bizlerin hükümet olup adalet getireceğiz diye yürümesi lazım derlerdi (ve İstanbul’dan Ankara’ya yürürlerdi zaten tersine değil.)

CHP de daha fazla demokrasi olsa örneğin;
2018 milletvekili seçimlerinde 600 milletvekili adayını (kimin seçtiği belli olmayan) beş kişi değil, CHP üyeleri seçerlerdi.

CHP de daha fazla demokrasi olsa örneğin;
Cumhurbaşkanı adayı ilan edilen kişiyi kimse ‘gel buraya’ diyerek çağırmazdı, partililer seçerdi o da onurlu bir şekilde yürüyerek seçimlere giderdi.

CHP de daha fazla demokrasi olsa örneğin;
Seçimlerde hile yapılacak diyen kişi, şaibeli ilan ettiği seçimlere girmez, boykot ederdi, kaybettikten sonra ‘hileyle’ kazandılar -ama az hile yaptılar (az hile nasıl oluyorsa artık.), mühim değil- demezdi, diyemezdi.

CHP de daha fazla demokrasi olsa örneğin;
‘gel buraya’ deyince onurunu düşünmeden gelen, millet ‘git’ deyince mızıkçılık yapmadan, onurlu bir şekilde giderdi,

CHP de daha fazla demokrasi olsa örneğin;
Kendisine oy verip, haber alamayınca merak eden kişilere “hastalıklı şizofrenler” diye hakaret eden birisini, partisinin genel başkanı olarak düşünmek yerine utancından insan içine çıkamayacak bir hale getirirlerdi.

CHP de daha fazla demokrasi olsa örneğin;

Bu ve benzer nedenlerden dolayı daha bir sürü şeyler olurdu, yani ülkedeki en büyük sorunlardan birisi de CHP de ki demokrasi eksikliği sorunu ve fakat daha büyük sorun CHP ye oy verenlerin ‘demokrasi’ adı verilen bir ‘Matrix’ içerisinde yaşıyor olmalarını fark etmemeleri, uyansalar ülke daha iyi olacak
velakin kırmızı hap ben de yok…

2019 (*) Cumhur-Başkan’lığı Seçimlerine Doğru Abdullah Gül’ün Adaylığı

Abdullah Gül ün adaylığı bugün için olanaksız, kendisi ister ama CHP onu desteklemez, çünkü CHP ve HDP desteklerse kazanma ihtimali olabilir oysa bu CHP’de kimsenin istediği bir durum değil (partiyi yönetenler için söylüyorum, oy verenler için durum farklı olabilir, ama önemi yok)
CHP neden desteklemez derseniz 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerine bakın derim, o seçimlerde çıkardığı aday ile Erdoğanın birinci tur da kazanmasını kolaylaştıran CHP (kadroları) yine aynı düşüncede, bu sefer tek fark Erdoğan’ın birinci değil de, ikinci turda seçilmesini istiyorlar, bundan dolayı benim tahminim Akşener’i (gizlice) destekleyip seçimlerin iki tur sürmesini sağlayacaklar.
CHP hakkında yazdıklarıma inanmadı iseniz Kılıçdaroğlunun yaptıklarına bakın derim;
Örneğin, 7 haziran seçimlerinden sonra geçen 45 günlük süreyi hatırlarsınız Erdoğan hükümeti kurma görevini CHP ye vermeyince ne yaptılar, milyonları sokağa döküpte bu görevi aldılar mı? (‘Demokrasi’ mitinglerinde milyonlar sokaklardaydı ya…) yoksa Erdoğana ‘küfür’ edip (muhalefet ettiklerini söyleyip) konuyu kapattılar mı?
Örneğin adalet yürüyüşünde hangi yöne yürüdüler dikkat ettiniz mi?, Adalet ve iktidar Ankara da (çünkü Meclis ve Hükümet Ankara da), bu ikisini isteyen bir genel başkanın İstanbuldan yola çıkarak Ankaraya yürümesi gerekirdi, ama ne oldu, tam ters istikamete yürüdü. yani CHP’nin hükümet olmak veya başka bir görev almak gibi bir düşüncesi yok hatta yanlışlıkla hükümet kurarız diye ödleri kopuyor (biraz da hakları var, darbeden sonra işten atılan yaklaşık olarak yüzyirmibin insan (müslüman) var, bunları CHP’nin sokağa attığını bir düşünsenize, ortalık yıkılırdı, ama şimdi çıt yok).
Yani bugünkü şartlarda Erdoğan ikinci turda seçilir. Ayrıca belirtmeliyim ki Erdoğanın ikinci turda seçilmesi garanti olduğu halde birinci turda kazanmak yani yüzde ellibir oy almak için uğraşırken CHP’nin seçimi kazanmak bir yana birinci turu kazanmak için hiçbir çabasının olmamasını da not etmek gerekli.
Tekrar hatırlatayım seçimlere uzun bir süre var, konjonktür ne olur belli olmaz, fakat bugünkü şartlarda benim anladığım durum bu…

Yazının başlığı ile ilgili bir Not:
(*) başlıkta seçim yılının 2019 olarak yazılmasının sebebi, bu yazı yayınlandığı tarihte henüz erken seçim kararı alınmamıştı.
yazıyı 20 ocak 2018 tarihinde yayınladım, TBM Meclis’i ise 20 Nisan 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerin erkene alınmasını yani 24 haziran 2018 tarihinde yapılmasını kabul edildi.
yazdığım tarihte henüz erken seçim kararı alınmadığından dolayı yazının başlığı ‘2019 Cumhur-Başkan’lığı Seçimleri…’ diye başlamaktadır.
Teorik olarak buradaki yorumlar seçimler yapılmadan yaklaşık bir yıl önce yapılmıştır.

Seçim Hileleri Raporu ve CHP’nin Acz’i…

Bu Yazı 30 Mayıs 2015 Tarihinde Yayınlanmıştır.

CHP İzmir milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Erdal Aksünger’in başında bulunduğu Bilgi ve İletişim Teknolojileri Merkezi araştırması seçimlerde hilelerin nasıl yapıldığına dair bir rapor yayınlamış ve bu rapora göre “kesinleşmiş” olan “5 (yazı ile beş) adet seçim hilesi” var.

Zannedersin ki milletle dalga geçiyorlar, raporda yazılanları ciddiye alıyorsan ve dahi önemsiyorsan o zaman adama sormazlar mı? “Bu kadar ‘ciddi’ seçim hilelerinin varlığını biliyorsun da seçime neden katılıyorsun?” eğer iddialarında samimi isen seçimlere katılmaktaki amacın ne, seçimlerde kazanırsan ne olacak daha bugünden kendi elinle hazırladığın bir rapor ile meşrutiyetini tartışmaya açmış olmuyor musun?, hasbelkader kazandın diyelim insanlar sana “hile yaptın kazandın” derlerse ne diyeceksin?

Diyelim ki raporu ciddiye almıyorsun o zaman da neden böyle bir raporu yayınlıyorsun bu raporu yayınlayarak seçim güvenliğini sağlayacağınımı düşünüyorsun yoksa daha seçimler yapılmadan gölge düşürmeyi mi amaçlıyorsun.

Yani özetle chp nin bu raporu ‘ciddi’ ise chp’nin seçimlere katılması büyük bir hata olur, hemen raporun gereğini yaparak adil bir seçim ortamı olmadığı için seçimlerden çekilmesi gerekir.

Yok eğer seçimlerden çekilmiyorsa o zaman bütün bu raporun yalan olduğunu açıklamalı çünkü seçimleri kazanırsa “hile” ile kazandığı ortaya çıkacak

Haberin Linki
 chp,seçimler,seçim raporu,seçim hilesi,oy çalma,seçimde yapılan hileler,seçim hileleri,YSK listeleri,CHP Bilgi ve İletişim Teknolojileri Merkez,Taraf gazetesi,Erdal Aksünger,fazla oy pusulası,Sezgin Tanrıkulu,Başbakan Davutoğlu,İl ve İlçe Seçim Kurulları,AKP,siyasi parti temsilcileri,

2014, devlet bahçeli,mhp,chp,kemal kılıçdaroğlu,rte,ekmelettin ihsanoğlu,selahattin demirtaş,hdp,ittifak,cumhurbaşkanlığı seçimi,2014 seçimleri,seçim sonuçları,kullanılan oy sayısı,resmi sonuçlar,ysk açıklaması, cumhur, cumhurbaşkanı, erdoğan, halk oylaması, ihsanoğlu, kılıçdaroğlu, seçim,

Kılıçdaroğlu ve Bahçelinin Cumhurbaşkanlığı seçim başarısı (!)

Bu yazı 11 Ağustos 2014 Yılında yayınlanmıştır.

Siyasi ve ideolojik olarak hiçbir önerisi olmayan İhsanoğlunun 15,5 milyon (%38) oy almış olması Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin başarısıdır. Aynı şekilde Türkiye’nin sorunlarına hiç bir “öneri” getirmeyen liderlerine, bu kadar bağlı  “şu adama oy verin” dedikten sonra -nedensiz, niçinsiz, bilinçsiz- koşarak ona oy veren bir
topluluk az görülür, az bulunur ve dokuz seçim kaybedip hala Genel Başkanlık koltuğunda oturan bu iki lideri “kutluyorum” tarihte örneğine çok az rastlanır bir başarı sergiliyorlar.
Böyle bir seçmen kitlesi her zaman bulunmaz (!)
cumhurbaşkanı seçim sonuçları-2014